Kasım’da iş başkadır!

Selamlarrrrr. Uzunca bir zamanın bunalımından sonra size güzel haberler vermeye hazırım sevgili dostlar. Malumunuz birkaç aylık işsizlik sürecim bana bir ömür gibi gelmiş olduğundan ve sizlere de hayatı zindan etmeye başladığımdan mütevellit biraz gergin bir süreç geçirmiştim. “Aa ne oldu ben kaçırmışım” diyenler buyursun linke de tekrar anlatıp can sıkmayalım. Neyse efendim, Erenikonun telkinleri, dualar, evrene gönderilen güzel mesajlar falan derken sonunda beklenen oldu; ev hanımlığından istifa ettim, işe başlıyorum!!!!

post-25059-Rachel-YEAH-Chandler-NO-friend-BITY.gif

Artık tam tüm görüşmelerden ümidimi kesmiş, tamam ya kariyerime her zaman da istediğim gibi ev hanımı olarak devam ederim ben de demeye başlamıştım ki o beklenen habere kavuştum neyse ki. Ama bu demek değil ki bundan bi süre sonra vay efendim ne de yoruldum, aman efendim kendime vakit ayıramıyorum demeyeceğim. Tabii ki de diyeceğim. İnsanın doğasında var bu, valla bak.

anigif_enhanced-buzz-32702-1387568237-26.gif

Şimdi “hayır ya sen şikayet etmeye programlanmışsın” diyecek olursanız; az biraz empati be kuzucuklar. Yaklaşık 4 aydır televizyonda TV2 (haber yayını yok çünkü) , bilgisayarında kariyer.net açık olunca haliyle insan tembelliğe alışıveriyor. Hayır en kötüsü de, şu 4 ay boyunca sabah 7’de uyanan ben, işe başlayacağım belli olduğundan beri uyumalara doyamadım, aferin bana! İşin goygoyu bi yana, ne kadar belli edemesem de uçuş uçuşum tahmin ettiğiniz üzere. Bu süre zarfında bana destek olan herkese çok teşekkür ederim, cansınız!


16 Kasım Çarşamba günü iş başı yapıyorum; çiçeklerinizi, çikolatalarınızı ve bilumum yeni iş hediyelerinizi bu tarihe göre gönderebilirsiniz 😀 Hadii şimdilik çüüüzzzz

Reklamlar

Ruhunu Pollyanna’ya satanlar derneği

Selamlar sevgili dostlar. Farkındaysanız son yazıyı yayınladıktan kısacık bir zaman sonra yine karşınızdayım. Sebebi de malumdur diye düşünüyorum; zira işsizim. İşten ayrıldığım günü miladım olarak belirlediğim güne geri dönüp istifamı geri çekesim var şu an o derece. Hani şu sürekli karşımıza çıkan hayaller – hayatlar capsleri var ya, işte hayatımın şu dönemi tam olarak o capslerden hallice. Hayır da yani ben evliliğim ilk döneminin bu denli başıboş geçeceğini hiç düşünmemiştim, o kötü.

Ama ben kendimi biliyorum, ne zaman bir konu hakkında hayıflansam, onu arayacak duruma düşürdü beni Allah. İşte tam olarak da bu sebepten artık olayların iyi yanlarını görmeye çalışmak hayat felsefem oldu. Anneme benzicem bundan sonra; hakkımızda hayırlısı! Madem öyle hayatım Pollyanna tadında geçecek, buyrun size şu dönemin minnak bir özeti.

İstanbul sınırlarında ulaşımın zor olduğu malum, biraz kalabalık bir şehir olduğundan mütevellit özel bir çaba gerektiriyor. Özellikle de istikametimiz Büyükçekmece – Bahçelievler – Bostancı arasında olunca o çabayı zamanla çarpıp sabırla bölmek durumunda kalabiliyor insan. Önceki ben olsam ne derdi biliyoruz hepimiz. Ama bu yeni ben çok farklı canım, “ah ne de güzel 3 evimiz var, ya evsiz olsaydık!” Yaa gördün mü canısı, Pollyannalık öyle değil, böyle olur.

Yine bize yollaaarrrr

E sonra alabildiğine boş vaktimiz var. Eski ben gibi hayıflanacak değilim bu duruma değil mi ama?! İstediğim zaman uyanmanın, sevgilimle ve ailemle vakit geçirmenin, arkadaşlarımla görüşebilmenin, trafiğe kalmadan yola düşebilmenin keyfini çıkarıyorum. Bence bunca yıl sonra bunu hak etmiştim, yani ben öyle olduğunu düşünüyorum. Tabii Atina’da Erenikoyu daha çok gördüğüm kaçınılmaz bir gerçek. Zira buradayken sürekli oyun oynuyor bu adam, ayıramıyoruz! Peki sizce ben buna söyleniyor ya da konu hakkında şikayetçi oluyor muyum? Evet dediğinizi duyar gibiyim, demeyin. Çünkü olmuyorum.

Durduramıyorduk

 

Ben de kendime vakit ayırabilmenin lüksünü yaşıyorum. Norveççe öğrenmeye başladım mesela. Hayır ben ki Yunanca’ya “bu ne böyle 15 milyon insanın konuştuğu dili öğrenmeye ne gerek var” diyen insandım, sırf Malta’da rahat iş bulayım diye gittim 5 milyon insanın konuştuğu dili öğrenmeye başladım. Ama tabii aklı selim bir insan olduğum için sebebim malum, niş bir dil öğrenip kendimi bulunmaz hint kumaşı yapmak derdindeyim. Her ne kadar şu anda sadece basit cümleler söyleyebiliyor olsam da umut vadediyorum bence.

Bir diğer konu da; Atina’dan dönmeden önce, Türkiye’de geçecek olan sürenin deniz kum güneş tadında olacağını düşünmüştük ancak para kazanmadan, harcamak pek de bize göre değilmiş ve elbette ben bu konu hakkında da güzel düşüncelere sahibim. Düşünsenize son 2,5 yılımı zaten mis gibi bir tatil şehrinde geçirmişim. Gideceğim ülke deseniz tatil köyünden hallice. Hatta Türkiye’ye döner ayak nasıl bronzlaştıysam, Nijeryalı olduğuma dair söylentiler çıkmış inanmayınız. Aslen Somaliliyim.

Bizim şimdilik halimiz bundan ibaret ve öyle görünüyor ki gidişatımız da pek farklı değil. Ben en iyisi Somali asıllı Norveç olabilmek adına gideyim de iki duolingo kasayım, sonuçta bir dil bir lisan değil mi ama?! O halde bir dahaki ilham perim tarafından şereflendirilene dek; ha det bra!

Jeg snakker Norsk!!