Sorun bende değil, şirketlerde!

Selamlar sevgili okur. Hazırsanız bu yazıda da içimi döküp rahatlamak niyetindeyim. Durumu baştan söyleyeyim de sonra “vay efendim hafta sonuna 1 kala içimizi kararttın, gudubet kadın” demeyin bana.

Şimdi yarın nerdeyse hepiniz çalıştığınız yerlerin “Free Friday” görsellerini paylaşıp, inanılmaz mutlu olacaksınız ya, işte o esnada ben de Instagram story’i izlemeden geçiyor olacağım. Yok merak etmeyin, katiyen hasetim size değil; tamamen iş dünyasına. “Bu iş dünyası sana ne etti?” diyebilirsiniz. “Bir önceki çalıştığın yerden ayrılmak için bir tarafını yırtıyordun, sürttü mü burnun?” diye de sorabilirsiniz; ancak yapmayın. Çünkü neden? Az önce bizzat benim de bahsettiğim gibi azıcık ucundan gudubetlik var ruhumda. Neyse içimi dökmeye başladığıma göre gelin asıl meseleye geçelim: İstanbul’da iş yok sayın arkadaşlarım. Hepsinin köküne kıran girmiş.

işsizlik.gif

#sucukisbulsun

Malumunuz 1,5 – 2 ay kadar önce Türkiye’de kalıcı olacağımızın kararını almıştık Ereniko’yla. Haliyle bu andan itibaren de iş arayışım başlamış bulundu. Sezon kapalı dedik, Pendik uzak her yere başvuramıyorum dedik, ancak artık bahane kalmadı. Sanıyorum ki hayatımda hiç söyleme fırsatım olmayan cümle burada devreye girmişti; “Sorun sende değil bende!” Bakın özgeçmişim ortada, 10 yıllık çalışma hayatımın olmadığını, MBA yapmadığımı, 26 yaşında olduğumu falan hep görebiliyorsunuz orada. Ama buna rağmen şirketlerin el birliğiyle yaptıklarını gördükten sonra kendimi inanılmaz beceriksiz ve işe yaramaz hissetmeye başlamıştım ki derdime her zamanki gibi Erenikom yetişti. Peki şirketler ne yaptı da depresyona girdin diyecek olursanız memnuniyetle anlatayım. Son 4 hafta içerisinde, bayram dönemi hariç, Mopsan, Eleman.net, Doğuş Kozmetik, Bureau Veritas ve Meal Box gibi öyle çok da kurumsal olmayan bir takım firma ile görüşme halindeydim. Hatta öyle çok gidip geldim ki bu şirketlere bir maaşa bağlamadıkları kaldı. Mesela Doğuş Kozmetik; pazarlama müdürü pozisyonu için başvurdum çünkü toplam 5 yıllık iş tecrübesi talep etmişler, ki bende de var bu. Neyse gittim adam yaşımın genç olduğundan, daha önce müdürlük yapmadığımdan bahsetti. Tüm kibarlığımla bunların zaten CV’mde yazdığını, belki detaylı incelemediklerini söyledim. Aradan 2 hafta geçti 2. görüşmeye çağırdılar, gittim. 2 gün içinde yanıt vereceğiz dediler, 1 hafta oldu. Sonucu tahmin edemeyen?

giphy.gif

Keza Meal Box da kesinlikle 2. görüşme için dönüş olacağını söyleyip, ben durumu sorunca da ” aa biz başkasıyla devam ettik amaaa” diyen bir yer. Yahu oturmaya doğru düzgün koltuğunuz yok, ama 2. görüşme için millet ağzınızın içine bakıyor, bu nasıl bir iş ahlakıdır?!

mülakat sonucu.gif

Şimdi el insaf sayın okur, ülkenin yarısıyla aynı mesleğe sahip oluşuma mı kızayım, iş bulmadan istifa edişime mi yoksa şirketlerin bu insan dışı işe alım süreçlerine mi? Erenikoma kalsa hiçbirine kızmayıp işsiz takıldığım günlerin tadını çıkarmam gerekiyor. Kendime vakit ayırmam, kafayı dinlemem falan. N’apalım arada koca sözü dinlemek lazım, hem belki ben iş aramayı bırakırsam iş gelir beni bulur; kaçan kovalanır hesabı.

Ne dersiniz, çalışmaya alışan her bünye fazla tatil görünce böyle işe yaramazlık duygusuna mı kapılır yoksa biraz şımarıklık mı bu yaptığım? Ben bu cevabı düşünedururken siz de güzel fotolar atın da beğeneyim azıcık, moralim yerine gelsin. Hashtag veriyorum : #sucukisbulsun

Haydiin çüüüüzzz!

 

 

Reklamlar

Work Work Work!

Hafta ortasından selamlar canım okur. Hafta ortası dediğime de bakmayın aslında, bende gün kavramı kalmamış durumda, her günüm Cumartesi maşallah. Malumunuz Türkiye’ye yerleşme kararı alıp İstanbul’un en bir kuytu köşesine taşındık Erenikoyla. Yani o buradayken iyi hoştu da, çalışmaya başladığı için evde baya bi sıkılır oldum. Bakmayın attığım fotolara, havuz da bir yere kadar… ( zengin tribi! 😀 )

en bi sevdiğim

Vakti zamanında bir yazımdaben Bihter Ziyagil olmak istiyorum. 2 saat dernek toplantısına gittikten sonra, yoruldum dinleneceğim diyerek 0dama çekilmek istiyorum. Psikolojim bozulduğunda bir koşu gidip dünya turu yapmak istiyorum.” demişim. Ay resmen bütün yazılarım benim pişmanlığım üzerine kuruluymuş da haberim yokmuş. Yok anam, Bihter falan olmak istemiyorum ben valla, Nihat olucam ben, işinde gücünde, ailesinin başında adam ne güzel. Evet, evet ben Nihat olucam. Olucam da, önce bir iş bulmam gerektiğinin pek tabii ki de farkındayım canım okur. Yani, daha kolay iş bulurum diye Türkiye’de kaldım, yok kendi memleketimde iş yok.

Garsonluk mu yapsam acep?!

Yani şöyle ki, açıyorum pazarlama ilanlarını, yarısından çoğu satışla ilgili. Şimdi bu hususta üniversite eğitimini almış, bu alanda deneyim edinmiş ve yurt dışında yine aynı mevzu üzerinde eğitim almış, tonlarca programa katılmış birisi olarak kusuruma bakmayın ama satış ve pazarlama aynı şey değil. Pazarlamacı; analiz yapar, müşteriye odaklanmak için doğru kanallar belirler ve bunun üzerine strateji geliştirir, ürün geliştirilmesine ve Ar-Ge’ye destek olur, geri bildirimleri kontrol eder ve bu konu hakkında yol izler. Satışçı; tüm bu veri tabanını baz alarak, satar. Yani öyle ilanınıza pazarlama – satış uzmanı arıyoruz yazıp, aranan özellikler kısmına da “annesinin kızlık soyadı yıldız olsun” gibisinden maddeler eklemeyin gözünüzü seveyim. Ama diyelim ki yazdığınız özelliklerin hepsine sahibim ve uygulayabilirim, bu sefer de 5 yıllık iş tecrübesi olan, eğitimli ve gerçekten uzman birisini 2000 tl’ye çalıştırmak için bir tarafınızı yırtmayın rica ediciim.

Eşek gibi çalışır, hiç para almam, uyar mı?!

Geçen yine bir görüşme yaptım ve adama açık açık söylüyorum son maaşım 3200 TL’ye tekabül ediyor ama yine de bunu 3000 TL net olarak düzeltip başlayabilirim diye, bana sunduğu teklif 2500 TL Brüt! Pardon da şaka mı bu? Hayır ben ısrarla bu parayı almak için mi o kadar emek harcayıp yoğunlaştım bu alana? Özgeçmişe bakmadan daha talep edilen fiyat kısmını baz alıp eleme yapan İK’lar, sizi de biliyorum, olduğunuz yerde sağ olun ama tabii yine de.

Sonuç olarak canım okur, iş arıyorum; böyle pazar araştırması yapabileceğim, sosyal medya ve dijital pazarlama süreçlerini yönetebileceğim, trendler doğrultusunda üretim ve Ar-Ge desteği sağlayabileceğim, satış ekibinin hedeflerini değerlendirip; onlara destek olabileceğim, PR için etkinlik düzenleyebileceğim pazarlama uzmanlığı arıyorum hepsi bu. He bir de Anadolu yakasında olsun, haftasonları olmasın istiyorum. Gülse Birsel’in de reklamda dediği gibi; öyle de olsun, böyle de olsun, oluversin ne var?!