Yoksa sen de mi mizantropistsin?

Selamlar a dostlar. N’aptınız, geçen hafta tır sürüsü üzerinizden geçmiş gibi hissettiniz mi siz de? Ben resmen bitmeyecek sandığım bir hafta ve göz kapaklarımın hızlı hareketleriyle bugüne geldim. Benim hayatımı zindan eden konu kadınlar günüydü. Hemen gelmesin aklınıza; kutlamadı diye Erenikoyla falan kavga etmiş olma ihtimalim, yok öyle bişey. Ama bundan 5 yıl önce kendimi hümanist olarak tanımlarken, geçtiğimiz haftanın da büyük payı ile birlikte artık mizantropistim ben ya. Bilmeyenler için söyleyelim, kelime anlamı insanlardan nefret eden demek. Malum kadınlar günü bu yıl Perşembe gününe tekabül ediyordu ve bizim bütçe de Çarşamba günü 17:00 sularında onaylandı. Onaylandığı gibi de bana haber verildi ki; Çiçek sepeti ile irtibat sağlayayım ve gönderimleri başlatayım diye. Tabii mesai 6’da bittiği için akşam 9’a kadar evde devam ettim datayı oluşturmaya. Şahsen patronlarım okuyorsa bunu yanlış anlamasınlar ama karşılığı hesaba yatmadığı sürece mesai yapmaktan zerre hoşlanmam. Her ne kadar soy ağacı belgesinde 7 göbek Yozgat yazsa da inanmayın; Kayseriliyim ben. Neyse işte ben içim rahat bi güzel Bomberman falan oynuyorum hatta, o denli rahatlamışım ertesi gün oldu adamlardan hala ses yok siparişi aldık, para ödeyin falan diye. Bir de o kadar kötü bir çağrı merkezi sistemleri var ki; her seferinde en az 2 dk boyunca yeni online hizmetlerinden bahseden bir santral, onu geçtikten sonra da sürekli farklı isimler.

Bi sus be, bi sus!

Neyse işte 2 gündür bana “listeyi atın, hemen siparişinizi oluşturalım” diyen Ceren isimli bir ablamız, kadınlar gününde saat 9:00 gibi tamam bugün hepsi çıkar dedi. Bazı bölgelere çikolata gitmiyor diyince de, ona da belirli limit aralığında farklı ürün gönder sana kalmış dedim, o denli de mükemmel ötesi bir müşteriyim yani. Tabii bizim ekipte yine bir rahatlama, oh yetiştirdik valla derkeeen Ceren aradı. Saat olmuş 11:00, abla bana diyor ki ben ürün gönderemiyorum. Her ne kadar kullanmayı daha çok sevdiğim farklı bir kalıp olsa da, görgü bilgimden dolayı kibar bi şekilde “benimle dalga geçip geçmediğini” sordum. Kadına direkt ulaşabildiğim numara yok, mail yok, 2 gündür tüm ürünleri teslim ederiz derken, şimdi bir de kalkmış diyor ki çok yoğunuz, ürün gönderemiyoruz. Bağla beni yetkiline diyorum, en yetkili benim diyor. Yahu ben Apple’da anlatıyordum insanlara bu derdi. Mail ile ulaşılamayan en yetkili mi olurmuş hiç? Neyse azcık cazgırlaştım falan derken 30 kişiye gönderebileceklerini söylediler zahmet edip; ki benim listem 120 kişiden oluşuyor. Ona da tamam dedim, bu abla listeyi oluşturdu, ben de ödemeyi yaptıracağım, bu sefer demez mi siz onay maili atmadınız yarım saat içinde ürünler sepetinizden silindi. Her fırsatta söylüyorum, ben çok sakin bir insan olmayabilirim, bu ilk defa sizlerin farkettiği bişey değil, ama yani hiçbir koşulda ulaşamadığım bir kadının güya attığı mail bana ulaşmamışken ve haliyle o esnada 3 defa arayıp ondan başka herkesle konuşmuşken, onun beni arayıp mailimizi aldınız mı bakın vaktimiz azalıyor demesi gerekmez mi? Demedi.

Çık dışarı, çık!

Tabii günün yarısına gelmişiz, bir yandan yerel çiçekçilerle bölge bölge işi çözmeye çalışıp, bir yandan Çiçek Sepetini darlıyoruz derken; Çiçek Sepetinin sahibi aracılığıyla Sevil Hn’a ulaştık da, ürünleri Cuma günü gönderebilecekleri, yanına da Logitrans’ın değil, kendilerinin yoğunluğundan kaynaklı bir hata olduğunu belirten bir not ve özel arama ekleyeceklerini belirttiler. Ertesi gün de keza tüm raporları bizzat ve manuel olarak yaptığım için tam böyle beynimden dumanlar çıkıyordu ki; whatsapp’ta çiçek olarak kaydettiğim ve adını bilmediğim biri yazdı : Sizin çiçekleri gönderdim ben; sizin firma adı neydi? 

Bu abi Perşembe günü konuştuğum yerel firmalardan bir tanesi. Sancaktepe civarındaki müşterilere gönderip gönderemeyeceğini sordum ve mailim ulaşmadığı için Whatsapp üzerinden bu adreslere gönderebilir misiniz? dedim hani yetişir mi manasında konuştuk telefonda diye doğru anlaşılır sandım. Meğerse abim sen kalk bu 4 müşteriye gönder çiçekleri. Bir de o kadar naif ki, aradım ne olup bittiğini öğrenmek için konuşma harfiyen şöyle:

Ben: Abi gönderdim çiçekleri demişsiniz ama gerçekten mi?

Abi: Evet, gönder dedin gönderdim.

Ben: Ama abi onay vermemiştik ki, hani yetişir mi manasında sormuştum ben, e sen de bişey demeyince farklı çözüm buldum ben.

Abi: Olsun, zaten müşterim olan bi şirket o, nolucak.

Ben: Tamam o zaman borcum ne söyle ödeme yapayım ben.

Abi: Çiçek başı 40 ver yeter.

Ben: Şirket onayı olmadığı için cebimden ödeyeceğim ben, havale yaparım sana.

Abi: Yok öyle şey, senden bir de para mı alacağım.

Ben: —————-????????——————

Ben: Nasıl yani?

Abi: Seninle dün o kadar muhabbet ettik, 4 çiçek göndermişim lafı mı olur, zaten çiçek veriyorum onlara, 4 tane de senin için vermiş olurum.

Ben: Abi sen gerçek misin? Yani cidden varsın dimi?

Abi: Hee, burdayım!

Abi: Sen boşver hele, arada bana sipariş verirsin olur biter.

Şimdi ben bu abinin adını da bilmiyorum, tek bildiğim Gardenya çiçek sahibi olduğu ve 10 lira için birbirine giren insanların yaşadığı gezegende hiç tanımadığı biri adına çiçek göndermiş olup, bir de beni bu denli utandırabildiği. İki günümü Ceren’e yedirdikten sonra günümü kotaran isimsiz kahramana selamlar olsun. Sancaktepe civarındaysanız da çiçekleri ondan başkasından almayın he, ötelemeyin yurdum esnafını.

Bundan sonraki zaman dilimlerinde kadınlar gününün kurumsal kutlamalarına karşı farklı yargılarım mevcut, mail atar, geçerim. Sonra vay efendim hediye gönderelim falanlarla gelmeyin bana, kurumsal kutlamalarda ben yokum, FYI

Tabii hafta boyunca o denli gergin olunca bakımsız kaldım, gideyim de müdürümün kadınlar günü hediyesi olan Gratis hediye kartıyla hunharca alışveriş yapayım! Haydi kızlar bir sene daha karşı cinslerimizin “ama erkekler günü niye yok yeaaa” geyiklerine maruz kaldığımıza göre happy women’s day!

 

Reklamlar