Bir Neslin İmtihanı (Vol. 98456) : Pandemi & Karantina Günlüğü

Selamlar canım okur, uzuuuunca bir aradan sonra işte karşınızdayım. Doğum gününü Lily’den sonra en çok seven insan olarak, kendime ne hediye versem diye düşünürken yazmayı nasıl özlediğimi fark ettim. Umarım size de bir nebze iyi gelir 🙂

Naber, nasıl gidiyor karantina? Başladın mı ekmek yapmaya, yoga gurusu olmaya, örgü örmeye ve ailenle kaliteli vakit geçirmeye? Ya da şimdiden ofisi çok özledim diye hüzün mü bastı içini? Bana öyle geliyor ki pek çoğumuz kendini, ailesini, evcil hayvanını daha yeni yeni tanıyor, huyunu suyunu daha yeni öğreniyor, benliğinde yolculuğa daha yeni çıkıyor. Bilmem siz ne düşünüyorsunuz bu konuda.

Şahsen ben; en son orta okulda falandı herhalde, TV’de jimnastik yapan ablaları izleyerek yaptıklarını uygulardım, böyle yüzüstü uzanıp başı ayaklarla birleştirmeler olsun, 4 ayak üstünde ters köprü olsun, ellerim yerde baş üstü durmak olsun daha adını bilmediğim bir sürü esneklik kazandıracak hareketler yapardım ve hiç de zayıf bir çocuk olmamama rağmen sağolsun vücudum o konuda beni yarı yolda bırakmazdı. Taa ki bu karantina sürecinde biraz da bel fıtığımı rahatlatmak ve 785 kilo olmamak için yogaya başladığımda ampuller yandı zihnimde. Meğerse ben o yaşlarda haberim olmadan yoga yapıyormuşum ya! Tabii geçen yıllar sağolsun, o eski esnekliğimden eser yok şimdi. Gözle görünen bir gelişme var ama, bu tempoyla devam edersem güzel olur tabii. Beni tanıyanlar bilir, her ne kadar kelimelerle aram iyi olsa da, o kelimeleri ezberlemek konusunda rezaletim. Şiir ezberleyemem, onu geçtim ezbere bildiğim tek bir şarkı var onu da burada yazıp daha fazla rezil olmak istemiyorum. İşte bu ezberleme sorunu yüzünden asana pozlarının adını da ezberleyemiyorum. İzlediğim kızcağız hem orijinal adını hem de Türkçe versiyonunu söylüyor ama o hangi hareketti diye düşünmekten poza giremiyorum. O yüzden gözüm sürekli ekranda, abla ne yapıyorsa ben de onu yapıyorum. Haliyle gözlerini kapat dediği anda rahatlamak yerine panik oluyorum. Çünkü malum esnemeli falan bir şey olduğu için bu yoga, ters bir harekette zarar da verebilirim durduk yere kendime. Ki beni tanıyorsak, veririm de. Pratik yapa yapa alışırım herhalde ne diyorsunuz?

Ayrıca yeni bir atasözü buldum, yazın bunu bir kenara; kedi giren eve yoga girmez. Şöyle ki; Ereniko’nun şirket kedisi de bizde geçiriyor bu karantina sürecini, bir de Şazişkomuz var malum ve bu ikisi bir araya geldiğinde evimiz biraz şenleniyor 🙂 Sanıyorum ki kendilerini ayrı bir birey olmaktansa benim kuyruğum olarak görüyorlar. Nereye gitsem peşimdeler, başka bir odadaysam kapının önünde bekliyorlar falan. Tabii çok memnunum ben bu ilgiden, yalan yok. Ama yoga yapayım dediğimde biri matımı, biri de saçaklı tshirtümü yemeye çalışmasa iyi çocuklar aslında. Haliyle odanın dışına koyuyorum rahat çalışayım diye, ama bu sefer de kapının önünde bir miyav serenatı başlıyor, yine odaklanamıyorum. Buna da alışırım diye düşünüyorum, umarım yani.

Kısacası ben aslında genel itibariyle halimden memnunum. Evim iş yerime çok uzak olduğu için evden çalışmak, sevgilimi ve bebelerimi sürekli görebilyor olmak, trafik ve kalabalığın yarattığı streslerden uzak olmak bana iyi geldi. Konfor alanımda çalışmak ve o esnada 375722. defa Aşk-ı Memnu’yu bitirmiş olmak, mesaimin başlamasına 2 dakika kala uyanmak falan bunlar müthiş benim için. Zaten çok kalabalık seven biri olmadığım için de bir nebze rahatlamış durumdayım. Arada bir ekmek yapıyorum, yoga ile kaybettiğim kalorileri mütemadiyen tatlı yiyerek geri alıyorum falan, iyiyim yani 🙂 Şaka bir yana tek sıkıntı aileme ve arkadaşlarıma sarılamıyor, onlarla iki lafın belini yan yana gelip de kıramıyor olmak. Bir de son 6 – 7 senedir doğum günümde hep başka yerlerde, sevdiğim insanların pek çoğu çevremdeydi. Bu sene için de deli planlarım vardı haliyle, belki Londra’da ya da başka bir yerde olacaktık ama neslimiz sağolsun, görmediğimiz bir tek uzaylı istilası kaldığı için geride, sağlıklı kalmak pahasına Ereniko ve kedilerimizle evdeyiz. Ters köşe oldum.

  1. yaş günümü karantinaya armağan eder, hepimiz için fizik ve ruh sağlığı dilerim. Bu yılı pek sevmediğimiz konusunda hem fikirsek, ben 28 olarak hayatıma devam edeyim diyorum, hatta 24 – 25 falan. 29 ne ya, 30’a bir kala, yuh!!

Neyse ben bir koşu Google mapsten dünyayı gezip geleyim bari, haydi bakalım, evde kalmaya devam! Öperim.