Araba Alamıyorlarsa Gemicik Alsınlar?!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ait eski videoları izlemeye bayılıyorum resmen. Sanki hep böyle kendini yalanlamak için doğmuş gibi geliyor bana. Elbette zaman değişiyor, insanlar ve düşünceleri de değişir buna tek kelime lafım yok; ama işte bu söylemlerin dönüşümü 180 derece açıyı bulunca yok artık diyor insan. Mesela bu videoda önce muhalefet olduğu dönemde bir olay anlatıyor : “fakir olan, çalmayı iyi beceremeyendir.” diyor. Şahsen Türkiye şartlarına göre gayet iyi kazanan bendeniz kendimi fakir konumuna koyuyorum. Her şeyden öte çalmıyorum, çalamıyorum. Kredi kartını bir gün geç ödeyelim dediğimde Ereniko’nun yüzünün aldığı şekli görseniz siz de buna teşebbüs dahi edemezsiniz. Nihayetinde cumhurbaşkanımızın iktidara daha yeni geldiği dönemlerde de söylediği gibi öyle çok mal varlığımız falan yok, neyimiz varsa çalışarak yapıyoruz. Son 1 senede ev eşyalarımızı aldık, arabamızı aldık derken maaşın üçte biri oraya gidiyor zaten. Geriye babamın beni okuttuğu para kalsa da paramızın alım gücü öyle bir düşmüş ki biz bu ayı nasıl geçireceğimizi düşünüyoruz. Yani markete gidip temel ihtiyaçlarını aldığında minimum 50 lira ödüyorsan; ki çoğumuzun günlük kazandığı bile değil bu 50 TL, bu işte bir yanlış var demektir.

Bir de yine aynı videoda sayın cumhurbaşkanımız gülerek anlatıyor; kredi olanakları var, güzel geri ödeme planları var falan diye. 300 – 400 – 500 bin TL peşinatla ve geri kalanını da kredi ile ödeyebilirsiniz diye. Ona da hak vermek lazım, o kadar yükseldi ki 16 yıldır oturduğu koltukta, canım benim sanıyor ki hepimizin o meblağlarda nakit parası var. Çevresinde sürekli olarak Bülent Ersoylar, İbrahim Tatlısesler, şirket sahipleri falan olunca; kimse de dememiştir ki yani “aman cumhurbaşkanım, insanların çoğu asgari ücretle geçiniyor, enflasyon iki katına çıktığı için sanki zam yapmışız gibi asgari ücreti de iki katına çıkardık ama bakmayın, çoğu perişan durumda, şirketleri yani parası olan adamı her koşulda devam ettiğimiz için, fakir daha da fakirleşti, ayıptır söylemesi nefesi kokan var açlıktan, şirket vergi kaçırabilsin diye elimizden geleni yapıyoruz da emekliye 2 bayram ikramiyesi verirken oynamadığımız duygu kalmıyor.” E bunları duymazsa nasıl yardım etsin bize bu adam, çok yükleniyoruz sanki böyle düşününce değil mi? Nihayetinde ekmek bulamıyorlarsa makarna yesinler de diyebilir, ama demedi, henüz!

Geçtiğimiz akşam CNN’de Muharrem İnce bir açık oturuma katılmış. 10 – 15 yıl önce her seçim öncesi bu tarz açık oturumlar olur, tüm siyasi başkanlar aynı platformda yanıtlardı soruları. Şimdi hepsini bir arada bulamadığımızdan bu da güzel bir cesaret örneği tabii. Yandaş medya aklınca köşeye sıkıştırmaya çalıştı Muharrem İnce’yi. Ama şöyle bir gerçek var ki adam tam bir muhalefet ve fizikçi. Yani tane tane anlattı; neden vatandaşın değil de devletin kemer sıkması gerektiğini. Cumhurbaşkanlığı bilançosunun 2007 yılında 33 milyon, 2014 yılında 199 milyon, 2018 yılında ise 845 milyon olduğunu söyledi ve sordu Hande Fırat’a maaşın 25 kat arttı mı? 2017 yılı harcamaları ise ilk 11 ay 25 milyon civarında gezerken, son ay ise 350 milyon harcama yapılmış. Şimdi ben de bu paralardan konuşuyor olsam ben de derim ki gidin hepiniz alın gemicik kardeşim, niye almıyorsunuz? Gerçi vizyonsuzluktan ölmek üzere olduğumdan mıdır nedir, benim 300 – 400 – 500 bin dolar nakitim olsa alırım İstanbul’dan, Amerika’dan, Yunanistan’dan ay bir de Londra’dan, valla onların getirdiği kiralarla dünyayı gezerim.

Bir de bu seçim sürecinde en güldüğüm şey AKP’nin seçildiği senaryoda ekonomiyi düzeltecekleri ve doların hemen ertesi gün düşüşe geçeceği vaatleri oldu. Canım kardeşim, 16 yıldır iktidardasın, senden başka hükümeti görmemiş olan çocuklar üniversite sınavına hazırlanıyor ve sen diyorsun ki “zaten düzeltmekle mükellef olduğum ekonomiyi bozdum, bir de seçim öncesi akıllarda kargaşa ve korku yarattım ki tekrar seçileyim ve düzelteceğime inandırayım” Çünkü insan sorar; daha önce düzeltemediğin şeyi bu yorgunluk ve yaşlanmışlıkla düzeltme vaatleri yüzünü kızartmıyor mu?

Şimdi yorumlar gelecek ya hani “ama yol yaptı, ülkemiz çok gelişti” falan diye, hayır canım ekonomik anlamda büyümüş görünen tek yer sadece İstanbul oldu. Rezidans dikmekle, her köşe başına AVM koymakla gelişmiş bir ülke olunmuyor. Tıpkı her köşe başına konulan camilerle dindar bir ülke olunmadığı gibi. Gelişmişlik ihracat ve ithalat rakamlarına baktığında kendini ortaya koyuyor. Birim fiyatı 1 dolar’dan plastik malzeme ihraç etmiş olman birim fiyatı 20 dolar olan petrol ve otomotiv aldığın gerçeğini değiştirmiyor. 2002 yılında 129.601 milyon dolar olan dış borç 2016 yılının verilerinde 421.434 milyon dolar olarak görünüyorsa, evet ekonomin gelişmemiştir.

Hadi kalın sağlıcakla!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s