Ruhunu Pollyanna’ya satanlar derneği

Selamlar sevgili dostlar. Farkındaysanız son yazıyı yayınladıktan kısacık bir zaman sonra yine karşınızdayım. Sebebi de malumdur diye düşünüyorum; zira işsizim. İşten ayrıldığım günü miladım olarak belirlediğim güne geri dönüp istifamı geri çekesim var şu an o derece. Hani şu sürekli karşımıza çıkan hayaller – hayatlar capsleri var ya, işte hayatımın şu dönemi tam olarak o capslerden hallice. Hayır da yani ben evliliğim ilk döneminin bu denli başıboş geçeceğini hiç düşünmemiştim, o kötü.

Ama ben kendimi biliyorum, ne zaman bir konu hakkında hayıflansam, onu arayacak duruma düşürdü beni Allah. İşte tam olarak da bu sebepten artık olayların iyi yanlarını görmeye çalışmak hayat felsefem oldu. Anneme benzicem bundan sonra; hakkımızda hayırlısı! Madem öyle hayatım Pollyanna tadında geçecek, buyrun size şu dönemin minnak bir özeti.

İstanbul sınırlarında ulaşımın zor olduğu malum, biraz kalabalık bir şehir olduğundan mütevellit özel bir çaba gerektiriyor. Özellikle de istikametimiz Büyükçekmece – Bahçelievler – Bostancı arasında olunca o çabayı zamanla çarpıp sabırla bölmek durumunda kalabiliyor insan. Önceki ben olsam ne derdi biliyoruz hepimiz. Ama bu yeni ben çok farklı canım, “ah ne de güzel 3 evimiz var, ya evsiz olsaydık!” Yaa gördün mü canısı, Pollyannalık öyle değil, böyle olur.

Yine bize yollaaarrrr

E sonra alabildiğine boş vaktimiz var. Eski ben gibi hayıflanacak değilim bu duruma değil mi ama?! İstediğim zaman uyanmanın, sevgilimle ve ailemle vakit geçirmenin, arkadaşlarımla görüşebilmenin, trafiğe kalmadan yola düşebilmenin keyfini çıkarıyorum. Bence bunca yıl sonra bunu hak etmiştim, yani ben öyle olduğunu düşünüyorum. Tabii Atina’da Erenikoyu daha çok gördüğüm kaçınılmaz bir gerçek. Zira buradayken sürekli oyun oynuyor bu adam, ayıramıyoruz! Peki sizce ben buna söyleniyor ya da konu hakkında şikayetçi oluyor muyum? Evet dediğinizi duyar gibiyim, demeyin. Çünkü olmuyorum.

Durduramıyorduk

 

Ben de kendime vakit ayırabilmenin lüksünü yaşıyorum. Norveççe öğrenmeye başladım mesela. Hayır ben ki Yunanca’ya “bu ne böyle 15 milyon insanın konuştuğu dili öğrenmeye ne gerek var” diyen insandım, sırf Malta’da rahat iş bulayım diye gittim 5 milyon insanın konuştuğu dili öğrenmeye başladım. Ama tabii aklı selim bir insan olduğum için sebebim malum, niş bir dil öğrenip kendimi bulunmaz hint kumaşı yapmak derdindeyim. Her ne kadar şu anda sadece basit cümleler söyleyebiliyor olsam da umut vadediyorum bence.

Bir diğer konu da; Atina’dan dönmeden önce, Türkiye’de geçecek olan sürenin deniz kum güneş tadında olacağını düşünmüştük ancak para kazanmadan, harcamak pek de bize göre değilmiş ve elbette ben bu konu hakkında da güzel düşüncelere sahibim. Düşünsenize son 2,5 yılımı zaten mis gibi bir tatil şehrinde geçirmişim. Gideceğim ülke deseniz tatil köyünden hallice. Hatta Türkiye’ye döner ayak nasıl bronzlaştıysam, Nijeryalı olduğuma dair söylentiler çıkmış inanmayınız. Aslen Somaliliyim.

Bizim şimdilik halimiz bundan ibaret ve öyle görünüyor ki gidişatımız da pek farklı değil. Ben en iyisi Somali asıllı Norveç olabilmek adına gideyim de iki duolingo kasayım, sonuçta bir dil bir lisan değil mi ama?! O halde bir dahaki ilham perim tarafından şereflendirilene dek; ha det bra!

Jeg snakker Norsk!!

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s