Türkiyeli olmak zor zanaat..

26782326

Milyon tane psikolog arkadaşım olmasına rağmen kendi teşhisimi koyacak kadar açık sanırım benim durumum : Paranoya! Evet arkadaşlar an itibariyle nasıl da kafayı yediğimi kanıtlamış oldum. Öncelikle konuyu söyleyeyim ki beni az çok tanıyan herkes anında tahmin etmiştir, İstanbul’da yaşamak bende tahmini zor bir bıkkınlık yaratmaya başladı. Doğup büyüdüğüm, “denizi olmadan olmaz” dediğim, bahar kokan adalarına, tepelerine hayran kaldığım şehir gitti, harabeye dönüşmüş bir bölge geldi sanki.

Aslında durum Londra ya da başka bir şehirle kıyaslamak falan da değil. Tamam birazcık payı var, ama bir anlatayım bana kesin hak verirsiniz o zaman. Önceden, yani biz küçükken, trafik nedir bilmezdik mesela. Ramazan ayında köprü çok tıkanırdı, geçemezdin karşıya bir türlü, ama diğer yollar açık olurdu, belki de ben o saatlerde evimde oyun oynuyor olduğumdan bilmezdim. Bu kadar kalabalık da değildi İstanbul, daha sakindi. Öyle bağ bahçe çocuğu olmasak da sokakta oynamanın tadını biliyorduk mesela, çocuk tacirleri falan da yoktu o zamanlar. Annen evde yoksa giderdin komşunun birine, doyururdun karnını, dönerdin sokağa. Bugün gibi korkmazdık o zamanlar. Babam çok geç gelirdi işten mesela, ben çoktan 3. evresine varmış olurdum uykumun. O yüzden çok çalışmak babalara göredir bence, anneler ya da çocuklar o kadar saat dışarıda durmazdı çünkü. Bir de biz küçükken daha çok gezerdik. Hem vaktimiz vardı hem de her şey çok ucuzdu. Arabayla bütün gün dışarıda gezmek, yiyip içip takılmak öyle çok da zenginlik gerektirmezdi biz küçükken. Şimdi günde 100TL harcasam içim gidiyor benim, ben onla 3 gün geçinirdim diye, şaka gibi.

İstanbul o kadar güzel bir şehirdi ki biz küçükken, babamların köyüne gidince İstanbul’dan gelmenin havasını atardık oradaki çocuklara, böyle de bir egomuz vardı, ne kadar kötü bir şey olduğunu bilmeden. Onlar bize özenince elimize ne geçerdi bilmem, ama bayılırdık anlatmaya, yediğimiz çikolatanın kalitesinden, şehrin denizine kadar, görsen hepimizi de yalıda oturuyor sanırsın 🙂 Sonra biz bir büyüdük anlamadım ne oldu bu esnada, İstanbul doldu taştı. Şehir ve geçmişi hala muhteşem, tek sözüm yok buna. Ama insanları..

Ne kimseyi kırmak isterim ne de aşağılamak, eğitim alamamış olabilirler, belli bir gelir düzeyinde olabilirler, bu şehirde tutunmaya çalışıyor olabilirler, saygım var, yeter ki onlar da bu saygıyı göstersinler. Sabah 7:20’de metrobüs maceram başlıyor ve Şirinevler hiç de saygılı bir kesimden oluşmuyor dostlar. Bakın mazlum ve mahzun insanlardan bahsetmiyorum kesinlikle. Üniversite okumuş / lise terk – egoist – adım attığı yeri kendine ait sanan hanzolardan bahsediyorum ben. Yani koltuk kapma yarışı uğruna yanı başındaki insanın yaşına, hamileliğine, sakatlığına bakmadan itiş kakış halinde araca binmeye çalışan hanzolar hani, hepimizin bildiği. Yani Türklerin empati anlayışını en güzel anlatan cümledir hakkaten “senin anana bacına yapsalar ?!…” Kardeşim bir sakin ol, sen de biniceksin ben de, bir insan ol önce, gerisi gelir. Aynı şey iş çıkışında da başıma geliyor ve gün içinde zaten “egoist” kelimesinin sözlük anlamı insanlarla uğraşmaktan botoksa gerek kalmayan bendeniz, patlamaya hazır bir bomba haline dönüşüyorum. Dokunan yanar, baştan söyleyeyim. Bir tek köprüye geldiğimizde susup sakinleşiyorum, “bu şehir ne güzel şehir” diyorum, sonra susmak zorunda kalıyorum etrafıma bakınca. Hem üzülüyorum da halimize, ama bu kadar koyun olmayı kabullenmiş bir millet artık şehirden de soğutuyor adamı. Buyrun sadece yolda karşılaştığım tipler ve ettiğim izahlar :

(Özellikle iş çıkış saatinde orta yaşlı ablalar yapar, elimde bilgisayar, sırt çantası vardır.)
“Sen kalk bakıyım çocuğum, benim belimde sıkıntı var, oturayım ben yaşlıyım” teyzesi
– Burada durum tamamen inandırıcılığına göre değişir. Yer kapmak için yara yara içeri girmiş ama boş koltuk bulamayınca bana yönelmiş teyzeye sağır ve dilsiz numarası yaparım kusura bakmasın valla. Zaten mazlum bir insan olsaydı kendisi ses etmeden yer vermiş olurdum.

  • “Zaten içeriye zar zor girmiş, son nefes alanıyla da hükümeti öven, 10 yıl önce bunlar yoktu ama, buna da şükür” orta yaşlıları
  • Bana bak, zaten nefes alamıyorum şurada, üstüme çıkmışsın bir de hala övecek yer arıyorsun. Ne biçim insansın sen yahu, böyle bir ulaşım aracını kendine nasıl reva görürsün? Nasıl ezdirirsin, sindirirsin kendini? 10 yıl öncenin teknolojisini kullanıyoruz hala, bilimde, tıpta ilerlemek şöyle dursun; cinayetlerde, terörde ön sıralardayız artık. Metrobüsü öveceğine bana, bilimin nasıl da geride kaldığını eleştir biraz!

  • “Oo etek giymiş, hemen yamacına gideyim bari” apaçisi

  • Eteğimin de senin de..! diye başlayan cümlelerle hiç de çekinmeden çemkiririm valla. Sen kimsin lan da bezelyeden ufak beyninle beni taciz etmeye kalkıyorsun?! Öyle toplu linçe falan da gerek yok, böylelerinin hadlerini çok nefis bildiririm. Belki de bu sebepten dünyanın her yerine korkusuzca gidip yaşayabilirim. Zira metrobüse etekle binip, apaçi avlamışlığım var, İstanbul kızıyım nihayetinde!

  • “Cıkcık cık giydiği kıyafete bak” bakışları atan türbanlı abla
    Hayır ben bunu yazarken bile aman yanlış anlaşılmayayım kafasında bir insanken sen ne haklı benim giydiğim elbiseye, okuduğum kitaba ters ters bakma hakkına sahip olduğunu düşünüyorsun, nasıl oluyor yani? Ben kalkıp diyor muyum, maşalah kafan kapalı ama hasetlikte bir dünya markasısın diye? Demiyorum. Bu sebepten sen de bana karışma ve taciz etme hakkına sahip görme kendini. Zira sen de kadınsın. “Beyimdir yapar” diye ölümlerden ölüm beğenen her kadını benim gibi; kafası gözü açık, açık seçik kitaplar okuyan ablalar korumaya çalışıyor unutma, oy verdiğiniz devlet bile susarken üstelik.

İşte günümü zehir etmek konusunda birbiriyle yarışan bu insanların sayısı ve tavrı elbet çoğaltılabilir. Ama tekrar hatırlamak bile can sıkmaya yetiyor. Ne yazık ki sırf bu sebeplerden gitmek istiyorum ben doğduğum büyüdüğüm bu şehirden. Ötekileşmenin olmadığı, egoların havada uçuşmadığı, 1 saatlik yolu kitap okuyarak geçirmek isteyen insanların garipsenmediği bir yere gitmek istiyorum. Gencecik oğlunu maden kazasında kaybedip, cenazesine eski bir ayakkabıyla giden amcanın hüznüne utanç eklemesini görmek istemiyorum mesela. Gelir oranlarının, orantısız dağıtılıp, cumhurbaşkanının, sırf da cumhurbaşkanı olduğu için, yasak bir bölgeye işsizlik fonundan arakladığı paralarla üstelik, yeni ve keyfi bir saray yaptırmasının, 5Bin tl lik borcu yüzünden madende çalışan bir amca tarafından savunulmasını görmeye içim elvermiyor benim. Cahilliğe tahammül edemiyorum ve ne yazık ki bunu değiştirmek için de yaptığım her şey boşa gidiyor. İşte tam da bu yüzden gitmek istiyorum ben ve her gece de gidiyorum aslında, rüyamda yani. İnsan sevgisinin her şeyden üstün olduğu düşüncesinin idealizm olarak değerlendirilmediği yerler de vardır elbet, kim bilir…

Hükümet ve insanları getirdiği nokta sağolsun ben umudumu kaybettim. Zekamıza, başarımıza, kuvvetimize zerre inancım kalmadı artık. İşid – PKK – Türklerin konumu – Amerikanın konumu derken, geçmiş tarihi konuşmayı da çok sevdiğimizden, konusu hep açılıyor haliyle, bu kez hüzün ve utanç da ekleyerek hava atıyorum ; “Türkiye’li olmak ne Orta Doğuya ait olmaktır ne de Avrupaya, Ne Amerikayla dost olmaktır ne de İranla, senin anlayacağın dünyanın en zor şeylerinden biridir Türkiyeli olmak..”

Sizde durumlar nedir?

PS : Yok artık amma da abartın, bu kadar da değil diyenler için gelsin aşağıdaki galeri. Hikayeleri için de buyurun buradan

detay-savcilik-ermenek-icin-harekete-gecti 8999173-640x360 Ali_Ismail_Korkmaz_babasi-1 21033ermenek_maden_kazasi karaman-ermenek-maden.20141030151818 fft81_mf1937561sehit_yildirimin_cenazesi_eskisehirde_topraga_verildi_h96822 tabuttsoma-maden-faciasi-resimler-7 soma-maden-faciasi-resimler-12 soma-maden-faciasindan-en-aci-haber-son-dakika-soma-haberleri_1103597_720_400

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s