Tanem Bebek Geliyoooo! :)

20141018_143601

Ben ki kendi çapında yazan, blogger sıfatından nasibini almamış bir insan evladıyken; “iyi kalplilik” tanımıyla tanıştım : Serap Tan ! 🙂 Bir insan bu kadar iyi ve temiz bir kalbe sahip olabilirmiş, öğrenmiş bulundum. Hatta öyle de bir şans oldu ki sadece iş amaçlı tanışmamıza rağmen arkadaşlığımız sürdü geldi bu günlere. Konu konuyu açmışken kızı Tanem için düzenleyeceği babyshower partisi için bizim otellerden Nar Galata ‘yı seçti ve başladık hummalı çalışmalara.

Öncelikle yardım ve destekleri için pazarlama müdürümüz Tuba Hn’a, Serapcığımın ortağı ve dostu olan Selin Altay’a ve organizasyonun her aşamasıyla yakından ilgilenen Kadriye Hn’a çok teşekkür ederim. İşbirliğiniz sayesinde güzel bir organizasyona imzamızı atmış olduk. Sabahın erken saatlerinden akşam organizasyon sonuna kadar da Serap’ın enerjisini görmeliydiniz, sanki 2 hafta sonra bebeğine kavuşacak olan o değil de bendim! 🙂

 20141018_155240

Shabby chic konseptiyle hazırlanan şekerleme masası, Tanem bebeğe hazırlanan anı kartları, oynanan keyifli oyunlarla katılımcılarımızın da güzel zaman geçirdiğini bilmek, ev sahibi olarak benim için ayrıca bir hazdı. Ayrıca Serap’ın ne kadar duygusal bir kadın olduğunu bilmeyen varsa da o gün öğrendi. Zira sıra bebeği için hazırlanan konsept pastayı kesmeye gelince “Onun üzerinde bebeğimin adı yazıyor, kesemem ki” diyerek hem kendisi duygulandı hem de bizleri duygulandırdı. O an gözyaşlarımı sildiğimden mütevellit fotoğraf çekememişim.

Katılımcı olarak aramızda bulunan sponsor firma yetkililerine de ayrıca teşekkür etmek gerekir. Sponsor firmalardan da anlayacağınız üzere Tanem bebek çok şanslı, umarım hep de böyle devam eder. Ben de yaşıma başıma bakmadan aslında bebek sahibi olmanın ne kadar da güzel bir şey olduğunu hissetmeye başladım. Bunda Matt’in dakika başı gönderdiği kedili/köpekli – bebek videolar da etkilidir elbet, diyerek içgüdümü bastırmaya gidiyorum ben, siz de fotoğrafların tadını çıkarın 🙂

20141018_124702 20141018_133901  20141018_153246 20141018_154958  20141018_16073620141018_124655

20141017_120639  20141017_121102  20141017_14155520141017_145849 20141017_12083820141017_151626 20141017_151656 20141017_152028

Sponsorlar için de buyrun buradan ;
@narhotels #nargalata
@pinklemonadeevent #pinklemonadeevent
@cocuklara_mucizeler #cocuklaramucizeler
@anthonyandgloria
@sugarcaketime
@cookiegift
@bykiwibakery
@babycornertr #babycorner
@kliksa #kliksa
@pancokids @panco_kids #panco #pancokids
@kraftbaby #kraft
@kozmoklinik #kozmoklinik
@molfixturkiye  #ilkbebekbezim #molfix
@molpedturkiye  #molped
@sallyhansentr
@batisteturkiye
@burtsbeesturkiye
@muradturkiye
@blissturkiye
@bingoturkiye
@filizbinbay #belizkozmetik
#elancyl #krolane
#aptamil #milupa #lactamil
@modagram #modagram
@gulsharosewater
@naramaxx #naramaxx
@artebellaartcraft #artebella
#kissbroadway  #denman
@biopointturkiye
@misshaturkiye #missha
#seraptanbabyshower #tanemiscoming
Reklamlar

Az saygı lütfen!

saygı-duyarım_198472

Bugünkü konumuz “saygı” arkadaşlar. Özellikle de toplu taşıma ve gündelik hayatta bilhassa dikkat etmemiz gereken en temel adab-ı muaşeret kurallarından bahsedeceğim. Kağıt kaleminizi hazırda tutun, zira İstanbul küçük; gün gelir de karşılaşırsak, sınıfta kalmanızı istemem.

Kural 1: Oldu da işe/okula özel aracınızla gidip geliyorsunuz, aferin size. Bravo, bugün yine halka karışmadınız. Ama o trafikte insanlıktan çıktınız dostum, onu ne yapacağız? Yani görüyorsun işte şerit kapalı. Sen kazaya daha iyi bakayım diye, “aa kavga mı var?” diye bizim şeriti de kapattın noldu şimdi? Hayır bir de arkadaki dangozlar var ki; arkadaşım hani halka inmiyorduk, elittik? O kornaya dan dan basarak yine hanzolukta bir dünya markası oldun ama! Belki hayalleriniz yıkılacak ama; kornaya basınca trafik açılmıyor güzel dostlarım, haberiniz olsun.

Kural 2: Yok hayır “ben o ilk gruba dahil değilim, halk çocuğuyum, halk” diyorsan tabii ki seni de boş geçmem. Aferin sabah metrobüse bindin, işe/okula gidiyorsun. Ama gözünü seveyim önce bir “oturma planı” hakkında kendini gözden geçir. Yahu sen ki plaza adamısın, kulüp başkanısın; yaka paça dağıtarak, yanındaki insanları hiçe sayarak öne geçme çabası hiç yakışıyor mu sana? “O kadar metrobüs bekledim ve hala oturamıyorum, üstelik geç de kalıyorum” bahanesiyle gelirsen külahları değişiriz. Yahu bir tek sende mi var bu sorun? Her Allah’ın günü Bahçelievler’in göbeğinden Altunizade’ye ayakta gidiyorum, sesim çıkıyor mu hiç? Ayrıca durağa geldiğimizde tepede kocaman bir kırmızı lamba yanıyor. Bunun anlamı “bu durakta inecek birileri var, lanet olası o poponu kenara çek de insinler, kapı ağzında dikilme” dir. Lütfen az biraz söz dinle, rica ediciim.

Kural 3: Evet, trafik faslı bitti ve birer yayaya dönüştüğünüz şu dakikalarda title’ınıza uygun davranınız lütfen. Gözünüzü seveyim şu yürüyen merdivenlerin iki tarafında da sabit pozisyonda durup kalmayın. Yürüyemezsiniz, yürümek istemezsiniz diye sağ taraflar var zaten, solu neden işgal ediyorsun arkadaşım? “Yürümek isteyen normal merdiven kullansın” saygısızlığına ulaşacak olursanız,evinize teslim ıslak odunla girişirim yeminle. Arada 2.5 kat fazla hız var ya, ne demeye normal merdivenden yürüyerek zaman kaybedeyim? Sırf kaplumbağa kanlı insanlar yüzünden hayatımın toplantısına 10 dakika geciktiğimi ve “prensip sahibi” yöneticinin de “kusura bakmayın başka bir toplantım vardı” dediğini bilirim ben. Lütfen! Biraz dikkat!

Kural 4: Sabah kahvesidir, için tabi; zira anneniz sizi son bir sabah kahvesi içtikten sonra doğurmuştur. Hayır içtiğin kahve de adı sağolsun en kremalı, en can düşmanıdır, neyse. Starbucks’a geldin ve sıraya girdin. Arkadaşım Starbucks dediğin marka 11 yıldır Türkiye pazarında ve belli başlı ürün grupları var adamların. Kasaya gelene kadar aklın nerede? Kasada neden 500 saat düşünüyorsun? Söyleyeceğin şey altı üstü caffe latte ya! Neyin düşünmesi, kararsızlığı bu? E noldu şimdi? Arkandaki insan sabah 9 toplantısına senin yüzünden stres ve sinir harbi içinde girdi. Hoş değil, yapma bir daha!

Kural 5: Mobbingciler, canım mobbingciler, Allah belanızı verecek bir gün. Geldin şirkete/okula aman Allah’ım bu nasıl baskı yahu? Ya CEO/Prof. olsan kaç yazar, ne demeye can sıkmaya, caydırmaya çalışıyorsun? Yahu en az 20 yıllık hayatımı okullara adamışım, kendimi geliştirmiş, iş güç sahibi olmuşum, sen hayırdır? Hayır bütün gün dedikodu yap, orda burda takıl, sonra da vay efendim “yapamazsın, edemezsin” Yapamaz diye mi arkanı başkasına toplatıyorsun? Bak bugün yine anlayışsızlıkta bir dünya markasısın, alkışlar tüm mobbingcilere!

Kural 6: Akşam oldu, iki tek atayım, arkadaşlarla sohbet edeyim dedin, evet güzel fikir. Lakin, ağzınla içmesini biliyorsan yap bunu dostum. Bak bana, hiç hava atıyor muyum “öyle nefis içiciyim, böyle enfes alkoliğim” diye? Yahu 2 birayla sarhoş olan, 3. tekiladan sonra naptığını hatırlamayan bir insan evladıyım ben, ne demeye hava atıcam. Demem o ki, iç arkadaşım, iç; ama ağzınla, edebinle, adabınla iç. G*tü dağıtma yani, efendi ol.

Nihayetinde işli güçlü, koca koca insanlarız, lütfen yani, bunlar önemli konular. “Durup dururken bu yazı da nereden çıktı” diyecek olan, derinlemesine inişli arkadaşlarım, şöyle açıklayayım. Çene darlığı yaşadığım için ve ileride kitlenmesine karşı önlem almak amaçlı damak protezi taktırmış bulunmaktayım. Bu sebepten yemek yiyemiyor, su içemiyor ve daha da fenası ki konuşamıyorum. Bu sorun 1 hafta – 10 gün daha benimle birlikte yaşayacak. Ancak gel gör ki, herkesin beni telefonla arayası, konuşturası geliyor ki, yapmayın. Konuşamıyorum. Metrobüste de ayak altından çekilin, “pardon” demenin zor olduğu bu günlerde bir gram anlayış ve saygı rica ediyorum.

Ayrıca bu durumumu fırsat bilen pek sevgili babam, aslında daha iyi konuşayım diye kendi elinle binlerce tl ödüyorsun, ne diyeyim, takdir-i İlahi! 🙂