Kriz yonetimi benden sorulur!

image

Bugun gunlerden kriz yonetimi a dostlar! Ise giricegim zaman HR a bu yaziyi okutup yolumu bulmayi planliyorum.
Oncelikle belirtmek gerekir ki yurtdisinda yasamanin artilarini kesinlikle en cok bugun ogrendim. Zira Istanbul’da bu kadar caresiz kalma ihtimalim, Londra’da Porsche almam gibi bisey. O yuzden gelelim bugunun mevzusuna..
Siz su an bu yaziyi okurken ben muhtemelen biraz sonra anlatacagim lanet sunumu yapiyor olucagim, bastan sans diler misiniz lutfen? Tesekkurler!
Gelelim oykumuze; sabah 8 bucuk alarmiyla uyanip persembeye yetismesi gereken assignmentima basladim. Ve bu pek kolay olmadi. Cunku bilgisayarim bozuk oldugu icin Ingiltere’ye getiremedim bu yuzden de her haltimi telefondan yapmaya basladim. Gayet guzel arastirma, kopyalama ve yazma eylemlerini icra etmeye calisirken telefonla bi kirginlik yasadik ve kendisine “salak” dememe alinmis olucak ki, bi daha hic acilmamak uzere kapandi!
Hayir yarina yetismesi gereken 2 assignment ve 1 presentationi mi dusunsem, evdekiler bana ulasamayinca annemin ingilterede savas ciktigi senaryolarina kapilicagina mi yansam. Derken farkettik ki (yatagin oteki ucunda assignmentini telefonundan yazmaya calisan tucemu ile) kahvalti yapmamisiz cunku paramiz yok! Ya evet OMG sevgili okuyucu! ” Siz benim neler cektigimi nerden biliceksiniz?” Demek istiyorum size!
Her neyse, para yok, telefonu yaptirmam lazim, burda isler de oyle “ID birakiyim yarin parayi getiririmle” yurumuyo tabi. Neyse, ben bildigim dualari yarim yamalak okuyarak indim merkeze. Su telefonu arka cebinizde tasimayin dostlar, zira ucreti 30£. Yaa boyle dan diye soyledi telefoncu bana. Tamam artik yapilicak bi kere ama nasil para bulucam derken kendimi turk kebapcida buldum. Ay yolunuz Archway’e duserse kesin ugrayin bu arada Harman’a, pek nefis yemekleri var. Neyse hatirladigim tek numara olan Omercipimi arayip para dilendikten sonra telefon da tamir edildi. Ve tam bi saat kuzenimle iletisim kurup paranin yatmasini bekledim enteresan bakislar altinda. Ve sonunda gelen “para yatti abla” gunun ilk mutluluguydu. Para yatti yatmasina da burdaki banka kusurat vermedigi icin kahvaltiya yine para kalmadi. Simdi anliyorum ogrencilerin makarna fobisini. Oglen olup eve donunce ben, oturduk sacma sapan bi makarna yiyip beynimizin calismasini bekledik, midemiz bize nanik yaparken. Ve bingo ilk assignment bitti ve bizim para hesaba gecti. Oda spreyi aldik yahu daha ne olsun! Odaya donup bi arkadasin Macbook’unu kullanip nefis de birer sunum hazirladiktan sonra ancak simdi rahat birer nefes aldik.
Isin ozu a dostlar, kriz yonetimini kendi basima halletmis olup, uzmanlik belgemi altin cercevede isterim. Ne malum bigun ac kalirsak bozdurur, yeriz.
Ps: Evden gelen her para /3.5 oldugundan babalarina yuk olmak istemeyen iki genc kizin yasam oykusunden bir kesit okudunuz, ama yine de her zor animizda hazirda beklercesine yardima kosan o iki koca yurekli adama tesekkur ederiz. Size doya doya sarilmamiza az kaldi!

Ps 2 : Telefonlariniza iyi davranin valla canini sıkarsaniz aklinizi alir, demedi demeyin! Hadi haftaya gorusuruz 🙂

Reklamlar

Hemen gidicez demiştim, kandırdııım!

image

Baştan söylemem gerek Greenview nedir bilmezseniz eger bu yazı size pek de anlamlı gelmeyecektir. Ama maksat eğlence olsun derseniz buyrun okumaya. 1920’lerde inşa edilen ve 2. Dünya savaşı sırasında hastane olarak kullanılan bu bina, bugünlerde başına gelecekleri bilse ne derdi acaba?
Daha ilk gün geldiğimizde, yöneticiyle konuşup konaklamayı iptal etmeye çalıştığımız ve buraya 1 haftadan fazla dayanamayacağımız günlerde, okul bitmesine rağmen 1 ay kadar daha kalmak için çabalayacağımızı söyleseler bi tekme tokat girişirdik heralde. Çift kişilik oldugu iddia edilen bir odada, mutfak ve banyo tum kat ile paylaşımlıyken, ustune ustluk baska secenek bulamadigimiz icin yatagi da paylastigimiz Tucemu ile ne savaslar verdik halbuki. Ozellikle ilk gun gosterdigim sabir ve sakinlik dillere destandi. Annemin gonderdigi cicekli bocekli, bahar renkli nevresim takimiyla degisti once odamiz. Sonra da Tuce hanim biraz keyiflensin diye alinan mumlar, kadehler ile tam anlamiyla balayi odamiza hos geldik!
Ama is bununla da bitmedi. Hayati boyunca arkasini annesi toplamis iki kizi bi odaya koyarlarsa, oda savas alanina doner elbet. Neyse ki her sali temizlikciler geldi de, coplerimiz atildi, yatagimiz toplandi. Odayi goren herkesin (kiz – erkek farketmeksizin) dehsete dusmesi bile bizi harekete geciremedi. Taa ki iyilesmek bilmeyen hastaliklar yasayana dek. Bi de skype gorusmeleri oncesi topladik tabii, isin ucunda annelere rezil olma gercegi var.
Isin en bombastik kismi yemek yapmayi ogrendik. Tabii babam bunun icin bu kadar para harcicagini bilse, beni annemin yanina staja verirdi sanirim. Neyse baba, yemekler benden bundan sonra, hadi yine iyisin.
Bunlar isin eglenmeli ogrenmeli yanlari.  Bi de partileri var bu evin. Her cuma eller havaya diyerek beer – pong basina gecip, tadini sevmedigimden benim biralari icen centilmen arkadaslarim var. Bu oyunda da iyiyim simdi ovunmek gibi olmasin, ama smirnoff ice – pong oynasak ve ben dahil herkes mutlu mesut devam etse geceye. Bu onerim sarhosluk yaratmaz diye reddedildi. Damn!
Gecen sefer anlattigim karmasik iliskilere hiiic girmiyorum. Bu haftasonu da sonuncusunu yasicaz gibi gorunuyo. Cocuk gidiyo, kiz kaliyo. Kizla birlikte raki – pong oynamayi planliyorum. Zira ancak o keser.
Yahu bahcesinde tilki besleyen ( adini koyamadik henuz ) sarhos olup gulme krizlerine giren, saat 3 – 4 e kadar eglenip, hadi ben eve gidiyorum diyip 2. Kattaki odalarimiza giden bi avuc genciz iste surda. Maksat ingilizce pratigiyse Allahini yaptik diyebilirim. Ve ne yalan soyleyim, yine olsa yine burda yasardim.
Neyse, bizim hayatimiz iste boyle burda, bikac zaman sonra gorusmek dilegiyle. Simdi, living room u ilk gordugu zaman “ben bu koltuklarda asla oturmam” diyen Tucemu bildiginiz haliya kurulmus tv izlerken onu rahatsiz etmeye gidicem. Degistik be okuyucu. Kihkih.
PS: Ingiliz reklamlarindan nefret ediyorum!