Akdeniz Mavi’si bu olsa gerek

image

Istanbul çok sıcak a dostlar, gereksiz sıcak hem de. Bu sebepten dışarı çıkmak bana sunulan en kötü teklif, zira çekinmeden reddederim bilginiz olsun. Bu sebepten kendimi bi Blues’a bi de yazmaya adamış durumdayım. Belki bende de ilgi çekici, naneli limonata tadında serin hikayeler vardır, kim bilir..

Kendimi bildim bile kafamı hep meşgul tuttum ben. Ergenlik tribi nedir bilmem mesela, çünkü test çözmek, ingilizce öğrenmek gibi bi derdim vardı o vakitler. Fransız mürebbiyesi olmasa da, 6 yaşında okuma yazma öğrenmemi sağlayan ve hayatım boyunca hep kendimden büyüklerle arkadaş olmama vesile olan annem vardı başımda.
Ya da kulüp işlerine sardım, aramalar, organizasyonlar derken kendimle başbaşa kalmayı belki de en çok o dönemde unuttum. Stajlar, iş hayatı derken kendini bulabilene aşk olsun zaten. Buna en süper örneğim kuzenim Gözde, ama bu başka bi yazının konusu..
Neyse efenim, yurtdışı, yurtiçi, gittik geldik, gezdik, gördük derkeen, şu sıcakta utanmadan kendimi sorgulamaya kalktım. Boş brakmayın beni anacım, zira yeni planlar bana eğlence, babama zarar..
Kendimle uzlaştım galiba artık ben. Ne isteyip, ne istemediğimi, yanımda nası birinin olması gerektiğini, ideal işimi, her ne kadar evlenmek ve çocuk sahibi olmak fikrine yabancı olduğumu söylesem de, ikizlerimin, ki biri kız, biri erkek, adını bile belirledim. Müstakbel babaya da burdan bildirelim, sonra yok ben duymadım, bilmiyorum, babamın adını koyalım, ananemin adı pek yakışır gibi önerilerle gelmesin rica ediciiim. Oğlan Deniz, kız Mavi, bitti gitti.
Neyse bu kadar plan, programa vesile olan şeyler de Mark Twain amcamın etkisi büyük. “20 yıl sonra yaptıklarından değil yapmadıklarından dolayı pişman olursun” demiş, ki bence çok da haklı. Yani özellikle de kültür ve toplum baskısını en net gören milletlerden biri olunca, “onu giyme!”, “bunu yapma!” , “aa ne ayıp bu söylenir mi?” , “Haklı da olsan büyüklerine cevap verme!” Laflarını duya duya “aaaaa yeter ama be, gidin başımdan artık” diye çemkirmeme ramak kaldı. Bu sebeptendir ki, basit yaşamak istiyorum a dostlar, az ve öz insanla, ki olmasın dediklerimin çoğunu akbabalar ay pardon akrabalar oluşturuyor. Hal böyle olunca benim de listem şu hali alıyor;
– Dertten anlayan, köstek yerine destek olan gerçek “aileyi” oluşturan akraba grubu ( yine de az olsun, öz olsun)
– Canım çok sıkkın dediğimde bi telefonun ucunda çözüm arayıp, saçmalamak için saat kollamayıp, doğrucu davutlukla “olm böyle söylemeyim, kız üzülür” ü aynı anda düşünebilen dostlar ( çok şükür yeterli sayıda ve konumda olanları buldum ben, öperim gençler sizi )
– Ben zahmet edip sevmeye karar vermişken, beni buna pişman etmeyen, yüzü her daim gülen, ki thats the point!, eğlenceli, saçma sapan ama çok da mantıklı gerekçeli önerilerle gelebilen biri de sevgili balı olarak dahil olabilir tabi.
Bu sonuncusu biraz iş ilanı gibi oldu ama öyle değil aslında, yani mesela böyle olsa güzel olur herşey, olmaz mi?!

Yani herşey planım dahilinde olmazsa da mutlu olurum, ama olursa var ya ohooo tadından yenmez, bi daha yaşamalık hayat var derim. Bu esnada ben bir an önce iş bulup kafamı meşgul etmezsem, Afrika’ya çalışmaya gitme fikrine sıcak bakabilirim. Günün birinde Mavi yerine bi timsah yavrusunu kucağıma aldığım fotoğrafı görürseniz, kendinizi suçlayın, düzgün iş bulamadık kıza diye!!
Resmen günlük niyetine başınızı şişirdim, yapicak bisey yok, belki siz de kendinizi sorgular, mutlu olma yolunda emin adimlar atarsiniz. Fikir babasi benim, mutlulugun gozlerinden operim 🙂

Reklamlar

Hadi be canisi!

image

Ben gormeyeli milli piyango 3 kere devretmis a canlar, o zaman napmali, uyku oncesi hayallerine zengin olmayi ekleyip, yola devam etmeli.
Soyle guzel bi ev alirim heralde Archway’den bahceli mahceli. Yasemenler, menekseler kokarken bahcede, taze domates ve salatalik da yetistirir annem ne guzel. Babamin ayagi topraga bassin, uc bes tane de Turk ahbabi olsun, yeter ona. Kaciricam onlari bu ulkeden. Sonra onlar Londra’yi kesfe cikarken, benim de yolum bi Paris’e duser heralde artik. Arabayla dunyayi dolasma planimiz var da (:
Sacma sapan yerlere gidicez boyle kimsenin bilmedigi ya da tenezzul etmedigi, oh hayat bize guzel! 🙂
Tabi “bu degirmenin suyu nerden donuyo?” yu basta acikladim, piyango cikti. Ay Omercipi unuttum. O, okuldan ziyade ticaret adami, ona da Londra merkezli kahvaltici salonu zinciri acarsam, Allaaahhh para kendini katlar, alir basini gider. Cocuk da tutumlu Allasen, iki duygu somurusu yaparim kendi yemez bana gonderir, hic bana cekmemis, vicdanli bu cocuk. Bi iki kuzenim ve arkadasim da gelir bence benle. Tucemu dunya turuna da dahil olur, ona gore ayarlamali. Ceren’i de Hamstead’e biraksam yeter galiba, oyalanir o orda 🙂
Neyse benim dualarim bunlar Allahim. Su an tek istedigim sey dunyayi gezmek. Reele donersek de is bulmak. Var mi tanidiginiz, pazarlama uzmani biseysi arayan? Varsa acigim yani, bi mulakata bakar.
Hadi ama yardimci olun canisi, dunyayi gezicez daha, para lazim. Bu arada “canisi” demisken, “neden bu, bi italyanin ogrendigi ilk kelime?” o da baska bi yazinin konusu. Simdi Fransa’ya ve is bulmaya odaklaniyim ben. Amin! 🙂
O halde bana iyi geceler, size gunaydin simdiden, operim!

Istanbul’un en guzel yani, Londra’ya donus yolu

image

Medeniyetin göbeği, hayaller diyarı, masallar ülkesi dedikleri yer Chelsea imiş. Hani böyle herkesin mutlu olduğu, yerlere çöp atılmayan, parklarda çocukların özgürlük ilan ettiği yer var ya, heh orasi işte. Arabalarin sayisi azalsa da karsidan karsiya gecsek diye dusunurken, pat diye bi de ne oldu dersiniz? Isik falan da olmadigi halde arabalar durup yol verdi, saka gibi degil mi? Canlarim ya..
Ama gelir seviyesinin kisi basina dustugu rakam, bizim bazi sehirlerimizin totali olunca, tabi mutlu mesut yasarlar. Bizde de hergun polis – ogrenci kavgasi olmasaydi, yuzlerce isci sorumsuzluk yuzunden olmeseydi, hirsizin teki koltugundan istifa etmesi gerekirken; cumhurbaskanligina oynama gucunu kendinde bulmasaydi, cocuk isciler ekmek kazanmanin tadini universiteden sonra cikarabilseydi, dunya basinina “siz oy kullanabiliyor musunuz peki?” Sorusunu sorduracak goruntuler sunulmasaydi; pek tabii biz de bilirdik “hayat sevince guzel” tadinda yasamayi. Ama hayat iste, once sevmeyi unutturuyor insana, guvenmeyi, hosgoruyu, anlayisi, mutevazi olmayi.. Sonra da boyle kendini bi halt sanan kabadayilara, zorbalara, mahalle baskilarina donusuyor guzelim insanlar… “Neden dunya kupasinda Turkiye yok?” Sorusuna cevap bekliyo bizim burdakiler. Neden olucak canisi, futbol bile oyle normal bi futbol degil ki bizim icin. Genel baskan dusurulur altindan siyasi sebepler cikar. Yani isin ozu “ciddi sorunlari” olan bi ulkenin cocuklari olmak oyle her yigidin harci degil tabi.
Amaaan keske benim de harcim olmasaydi. Sinir hastasi olucam gunlerdir Istanbul’u dusunup. Mis gibi “Su’cuk harikalar diyarinda” tadinda yasardim ne guzel. Istanbul’un kaosunu, haberleri, olum kalimlari unutmaya calisarak, bavulumu topladim, yarin bu saatlerde Istanbul’da olup babamla anneme soyle guzel bi sarilicam. Sonra bi de omercipimle minnak batusum var tabii. Cerealden, sandwhicden uzak, yemekler vardir simdi evde. Ohh mis, daha ne olsuun!
O halde son saatlerimin tadini cikarayim ben, siz de beni ozlemelerinize bikac kat daha ekleyin. Hadi canim, operim 🙂

Uzak mi dogu?

image

Dun anladim ki uzak dogu kulturu hic bana gore degil a dostlar. Yemekleri benden uzak Allah’a yakin olsun zaten. O ne oyle, pilavi haslama, tavugun sosu bi acayip, yanmis ordekcigin kemikleri hala sizlamakta. Yok canim almayayim ben, alana da mani olmayim. Yani China Town’a her gidisimde “hadi bir bakayim, belki ise yarar birsey bulur da yerim” diyorum ama, noodledan oteye gecemeyip, sosu az olsun, yanmis tavuk olmasin diye diye makarna yiyip kalkiyorum.  Ayrica tum dunya milletleri catal bicak kullanirken sen neyin pesindesin arkadasim bi farklilik bi biseylik. Cubukla yemek mi yenir?!
Ama asil korkulu ruyam ikiden fazla uzakdogulu arkadasin konusmaya baslamasi.. Zaten kizgin kizgin bakiyo hepsi, konusmaya da baslayinca Allaaahh! Polisi hemen arayip, kavga var burda yetisin dememek icin kendimi zor tutuyorum. Megerse benim degisikler oyle sakalasiyormus. Tovbeler olsun.
Bizim yurtta da haliyle uzak dogulu pek cok arkadasimiz var. Gerci aralarinda cok eglendigimiz bi arkadas oldugu icin tezimi curutuyo gibi olucam ama istisnalar kaideyi bozmaz en nihayetinde.
Ama bir kiz var ki, “suratsizlik” tanimini onu gorup tanidiktan sonra yapmis olmalilar. Isin en bombastik kismina hazir misiniz? Mis gibi bi Italyan’i kaptigi gibi, kendi odasini kapatip cocugun odasina tasindi. Cocuk da tam tersi pek guler yuzlu, pek arkadas canlisi.. Arada gozle gorunen bi “love” oldugu da, cocugun guzelim italyan yemekleri dururken gidip haslama cin boregi yapmasindan anliyo insan zaten. Bizim katta yapmayin cocugum soyle yemekler, kotu kokuyo ya!
Neyse canim kiskanclik falan yok tabiki de, maksat arkadaslarimiz mutlu olsun. Ama yani durum iyice oturmaya basladi kafamda, senin karakterinin biraz zitti olan biriyle oluyor boyle seyler. “Oluyor da nasil yuruyor, bitmiyor?” Sorusu da baska bi yazinin konusu..

Gun gelir de bi gun uzak doguya gidersem, ki tamamen tatil amacli, gezip gormeli, ne yicegimi simdiden kara kara dusunuyorum. Beef yemeyen ben sotelenmis hamam bocegi gordugumde ne yaparim bilinmez.
Hadi bakalim ben simdi Hampstead’e gidip guneslencem. Ozleyin beni tamam mi? Uzak doguya da gitmeyin, oturun oturdugunuz yerde..