Londra’da dram bi baskadir!

image

Bu hikaye yasanmamisliklara ithaf edilip gercek olaylardan yola cikilarak hazirlanmistir. Fon muziginizi “Ajda Pekkan – Uc Kalp” ayarlamaniz tavsiye edilir. Bu beni kesmez diyenlere onerimiz “Yildiz Tilbe – Ama Evlisin / Iki Kadin Bir Adam” sarkilari olabilir..
Gelelim hikayeye, Malum Londra buyuk sehir ve icinde her turlu degisik durumu barindirma yetisine sahip. Ama isin garibi karsilastigim her 3 kisiden biri ayni hikayeden dem vurdu.. Taraflardan birinin sevgilisi olup, ayni ortamda bulunduklari kizlardan hoslanma vakasi. Isin garip tarafi su ki bu bahsi gecen “sevgilili” arkadaslar oyle siradan bi aldatma olayi yasamiyor. Hayatlarinda ilk kez gordukleri bi insana belki sadece 2 hafta gecmisken daha “keske onu kiz arkadasimdan once tanisaydim” diyebiliyor. Ve bahsi gecen kiz arkadas minimum 3 maksimum 5 yillik. Gonul o kizlara uzuluyor tabi ama burda da oyle bi dram var ki a dostlar, sevsen sevemezsin, bitti desen bitiremezsin. Ben bu durumda “yeni tanisilan insanlara” uzuluyorum. Nihayetinde bu iki taraf da benim arkadasim ve sevgilisi olan arkadasim baska birine karsi bisey hissedebildiyse sevgilisine olan hisleri bitmis degil midir zaten? O yuzden de bu ikisinin birlikte olmasinda ne sakinca var ki?
Ohoo hem de ne sakincalar var! En onemlisi kendi dillerinde bile konusamiyo bu insanlar, birbirlerinin hikayelerini gecmislerini bilmiyorlar. Esprilerini aciklamak, kulturlerini ogrenmeye calismak zorundalar. Yeni bastan tanimak birini ne zordur dusunsenize. Kendini anlatmak, en sevdigin yemegi, hayallerini, aliskanliklarini. Iste bu noktada karar veriliyor zaten. Eger ikisi de hazirsa buna isler yolunda demektir, bi iliski biter digeri bilinmezlige baslar.
Ama burda gordugum buna hic hazir olunmayisi. Aliskanlik oldugu icin sevgilisinden ayrilamayip ama “onu opememek, uzaktan bakmak ve boyle olmak zorunda oldugunu kabullenmeye calismak ne kadar zor anlatamam” diyo mesela bi tanesi. Kizin hic secenegi yok zaten. “Benim olmayan bi adami ozleyemem, sevemem, benim olsun diye cabalayamam” diyo o da. Bi baska arkadasim daha bugun kiz arkadasindan ayrildi kendi ulkesine donup, “baska birine bisey hissetmisken onunla devam edemezdim” dedi. Isin kotusu de su ki; hoslandigi kizin da sevgilisi var ve kiz onu cok seviyor. Yani bu ikisinin zaten bi gelecegi yok ama cocuk ayrildi kendi sevgilisinden iste.. Bi tanesi, burda oldugu sureyi dramla tuketti, “why you?” Sorusuna bi cevap bulamadi mesela..
Isin ozu a dostlar, her guzel seyin bi omru var ve zamani gelince de bitmek zorunda. Yanindaki insanin elini tutamiyorken artik ya da bi baskasinin elini tutmak daha cazipse, 3 yil 5 yil ne farkeder? Biten bitmis, giden gitmis aslinda. Tanimadigin birisi “senin” olani degistirebiliyorsa icinde, gecmis olsun gecip biten aska.
Sozun ozu; “bu benim sucum, hayir tamamen benim sucum” la baslayip gozyaslariyla biten 4’ten fazla hikaye dinledim burda. Dramin onde bayrak tasiyaniyim o yuzden ve bu ask olaylarindaki en zor seyin de bu oldugunu dusunuyorum.
“Sevmene firsat verilmeden, bi insani bitirmeye calismak”
Allaam kimse yasamasin boyle seyler nolur bi daha! Hadi operim sizleri, sahip cikin duygulariniza!

Reklamlar

Archway cok guzel, gelsene!

image

Yillarca yasadigim Avcilar’dan kacicam dedim dedim ve Archway’in gobegine dustum a dostlar. Allahim nolur hep burda kaliyim diye sabah aksam dua ediyorum, göğe cikisim yakindir. Yani gitti ulkesini begenmiyo olmasin simdi, tabii ki Istanbul’un yeri apayridir bende, ama burasi da baska be kardesim!

Istanbulda bildigim bi otobus kodu yok ama burda simdiden 134 – North Finchley hattinin mudavimi olduk. Mesela, Leicester Square metro istasyonunda is cikis saati, dinledigi sarkiyi bizimle de paylasan zenci bi amca var, pek seker gormeniz lazim. Duraklardaki muzik ziyafetini ve nerdeyse yeryuzunu gormeden yer altinda yolculuk yaptigimiz gercegini de soylemem gerekir tabi. Cok hareketli bu sehir ama bogmuyor adami. Trafigi dert etmiyorsun burda, sufi olucam yakinda o derece. 3 tane agac icin kac tane can kaybettigimizi hatirladikca daha bi aciyo insanin ici. Al odevini, kitabini, icecegini git parka otur saatlerce. 20 derece gunes olunca hirka giyerim Istanbul’da, adamlar parkin ortasinda bikini giyip guneslenince, “su an Turkiye’de olsak neler olurdu?” Temali dusunceleri silemiyoruz haliyle.
Gazeteci bi ablamiz var mesela, sabah Metro, aksam London Evening dagitip muhabbet pesinde. Hemen yaninda da bi sokak muzisyeni amcamiz var ki saksafonuyla fon yaratiyo bize. Sogugu var mesela, tam duragin ortasinda yakalayan, hani kasim ayinin sonunda uzun kampus giris yoluyla fakulte otoparki arasinda yuzunun felc olucagini dusundugun soguk, ama o da guzel yahu!
Isin ozu insanoglu guzel sisteme hemen alisiyormus. Etek giydi diye tecavuz mubah olan bi ulkeden gelince once bi garipsiyo tabi insan, hosgoruyle tanisiyo. Yargilamamayi, icinden geldigi gibi yasamayi ogreniyo. Ama sorun su ki, bikac zaman sonra donup dolasip gelicegim yerden korkuyorum. Istanbul’u hicbir yere degismem ama insanlarin kafa yapisini degistirmek icin elimden geleni yapabilirim. Sabah ise giderken biseyler okumaktan gectim artik, insan gibi nefes alinabilsin o metrobuslerde. Yesil ve pembe sacli yirtik corapli bi kizla gozunde surmesi olan bi cocuk opustugunde “cik cik cik hic terbiye kalmamis bunlarda, eviniz yok mu sizin, ananiz babaniz yok mu?” Demeyelim. “O da parka gitmeseydi olmezdi” demek yerine, alisveris merkezi yerine, parka gidip (yesil alan bulabilirsek) topraga dokunalim. 200 den fazla maden iscisinin olumu, 100 yil oncenin ingilteresine denkse, ben goremem bu medeniyetin bizin topraklara yerlestigini. Iste bu yuzden annemle babami yanima aldirip “insani” haklarimi kullanarak yasamak ve “bana dokunmayan yilan bin yasasin / bosversene milleti biz isimize bakalim” cilardan uzak yasamak istiyorum.

Bize ne kardesim diyenler, bu yazi zaten bazi sevdiklerimi ozendirip “geliyorum lan” demelerini saglamak icindi. Ustune alinma.

Gossip girl!

image

Ah ne ozlemisim blogumu ve biseyler yazmayi. Ama geldik geleli bi rahat nefes alamadik ki olup bitenleri anlatayim size. “Anladik anladik Ingilteredesin!” Diye cemkirmeyin ama, bu konuda bi anlasalim..
Dunyanin en dallas ve fantastik yurdunda kaldigimizi bilen biliyor zaten. O konuya hic girmiyorum. “Yahu bu kiz dun bu cocukla degil miydi? Oha bu kiz da mi onunlaymis? Nee sonra bu da mi katildi hareme?” Diye Muhtesem Yuzyil dizisine diz cokturcek bi senaryo var valla elimizde. Ama bir adet gossip girl arkadasimiz var ki, ayakli gazete mubarek, kedi gibi bi de gozlerini dikip insanlari incelemesi yok mu, evlerden irak!
Neyse ev boyle iste, okul desen Turkiye’de aldigimiz egitimi uce bese katlar Allah’in koleji. Hem bi de hocanla birlikte partiye gidip dans edebilmek fikri burda tamam, ama bizim istanbul universitesi hocalarini dusunemiyorum. Ama eglenceli olurdu yahu, kultur kulubu bu ise bi el atsan?
Ingilizceme gelince.. Gelemedik cunku su an cok nefis ispanyolca konusup anlayabiliyorum, zaten Londra degil Madrid’de yasiyorum. Ay keske oyle olsa, 3poundluk sandwichin aslinda 10bucuk tl oldugu gercegi her ogunde karsima cikmazdi. Banyo olayina hic girmiyorum farkindaysaniz, odanda kiytirik bi dus ve tuvalet olucak diye haftada 100pound fazla odemem dedim ve kararimdan mutluyum. Hayat cok zor burda be canlar.. Hesap numarani gonder de bi guzellik yapalim diyenler icin yeterli duygu somurusu yaptigima gore gelelim isin guzel taraflarina..
Yagmuru, sogugu, hayat pahaliligina ragmen; Londradayim. Hem de en sevdiklerimle. Ogrencilik hayatimi yasiyoruz gec de olsa. Yemek pisirmeyi ogrendik mesela, camasir yikamayi ya da. Bisey yapmayi bilmiyorum diye dalga gecen annem ve Cerenimo, gurur duyun benle! Ozellikle de pirinc pilavi diyince geri cekilin bakiyim, hepinizi doverim artik!
Can sıkıntısina birebir bogazi olmasa da bu sehrin, Big Ben’i var, “Londra’dasin kendine gel” diyor. Buyuduk sanki burda, “Artik bunu da atlattiysak herseyi atlatabiliriz” diyoruz..
Hikayenin sizi mutlu eden yanlarini da okuyun da cemkirmeyin bana; Parmakarasi terliginiz olmadan, yaniniza esya almaniza gerek olmadan dusa gidebiliyosaniz; caninizin istedigi yemekleri anneniz yaparken ya da disarida yenen bi makarnaya 20lira vermek caninizi sıkmazken mutlu mesut yasayabiliyosaniz; giysi alirken aman utu gerektirmesin derdiniz yoksa, şansli insanlarsiniz, dertsiz basiniza dert aramayin benim de canimi sıkmayin!
Burda hayat boyle iste, bi dahaki yaziya kadar beni ozleyin olur mu?! 🙂