Trafik canavarı olmadığınız gibi, trafik tacizcisi de olmayınız!

Görsel

Bu post içimi dökmek için yazılmıştır. He diyip geçebilirsiniz dostlar..

Bilen bilir beni deli gibi severim İstanbul’u. Deniz kenarına götürürler ne zaman huzur istesem. Kız kulesini izlerim uzaktan, ne biliyim midye yerim, metroya binerim, Nevizade’de içip eğlenir, Eminönü’nde turşu suyuna ölürüm. Ve gezmekten de zerre kadar sıkılmam, bu uğurda hepinizle kavga edersem şaşmayın bana.

Ama işin içine trafik girince hayat enerjim gidiyor resmen. Kaldı ki araba kullanmayı da çok severim ama bazı ayı oğlu ayılar var ki, senin yaşadığın galaksi bana uzak olsun diyorum. İşte geçen gün yine aynısı oldu. Bir toplantıdan çıktım ofise dönüyorum tam Ortaköy’den Cennet’e kadar arkamda 01 plakalı iki öküzün takibi altında kaldım. Selektör yakmalar, makas atmalar, ve yetmiyormuş gibi iki ayı da yanımda durdukça laf atıp ağızlarını gere gere güldüler. Hayır mantığın nedir senin? Ve gerekli gereksiz her yerde çevirmede duran polislerin o gün birisi bile yoktu ortalıkta ki şikayet edeyim. Ben kaçtım onlar kovaladı derken Cennet’e girdiğimde izimi kaybettirdim ama paranoyaya bağladım resmen. Bilen bilir küfür etmem ben, yanımda edilmesinden de hoşlanmam. Ama o gün ettiğim küfürlerin haddi hesabı yoktu. Bre dangalaklar laf attınız, taciz ettiniz, ne geçti elinize? Bu nasıl bir eğlence anlayışı anlamak mümkün değil. O esnada onlardan kaçarken kaza yapıyordum az kalsın ama arkamdaki kamyoncu amca anladı sanırım durumu hemen orta şerite geçti de bi nevi korudu beni o şerefsizlerden. 

Sokaklarda böyle öküzler var ne yazık ki ve bütün Adanalı arkadaşlarımdan özür dileyerek bütün Adanalılara sövdüğümü itiraf etmek durumundayım. Böyle pislikler sizin topraklarınızda yetişmiş, yetiştiğiyle kalmamış geldi burda bize bela oluyor. Bütün haftamın içine ettiler, Allahlarından bulsunlar, ne diyim

Reklamlar

İmkansız aşklara kapınızı açın

Görsel

Bir de baktım ki günlerdir tek lokma yazmaz olmuşum. Halbuki bir sürü de insanla karşılaştım ama cidden deli yoğunluğu yaşamaktayım. Ama neyse, size bu sürenin en dikkat çeken hikayesini anlatıyorum, hazır mıyız? 

Öncelikle neden dikkat çektiğini açıklamak istiyorum, şahıslardan birinin adı “ERENSU” Ama sanmayın ki megalomanlığımdan dolayı yazıyorum, siz bırakın Coca-Cola, Nutella kutusunda yazmasını, ömrü hayatınızda duymadığınız bir isme sahip olmanın ne derece yalnızlık olduğunu bilir misiniz? Yaa işin özünde ne büyük trajedi yatıyor a dostlar. Ben bugüne kadar sadece Eren’lere adaş diyebildim, Su ismi henüz yaygın değil sanırım. İçim buruk buruk “ben tekim zaten yeaa” diye avuttum kendimi ama inanmayın bana, bi Erensu bulsam iki lafın belini ne kırıcam ama yok işte. Derkeeeenn dolmuşta çıktı karşıma.

İşin ikinci trajik boyutunu da anlatıp hikayeye geçiyorum. Nam-ı diğer kişi dolmuşta değildi, ondan bahseden iki kız vardı yanımda. Ve evet o kişi “erkek” ti. Arkadaşım ben kaç tane mail düzelttim bugüne kadar “Yalnız, bey değilim hihihi” diye sahte kibarlığımla bilir misiniz? Hatta utanmazın birisi telefonda bey dedi bana ya, bey ne be bey ne! Tamam sakiniim, neyse hikaye şu; kızın birisi sevgilisinin yapmadığı ama aile dostları olan Erensu’nun yaptığı incelik ve jestlerden haliyle pek etkilenmiş. Amma velakin çocuk kızdan 12 yaş büyük ve nişanlısından yeni ayrılmış. Kız bunları arkadaşının onu yargılaması üzerine anlattı. “Etkilendim, yalan mı söyleyim” dedi. “Adam olmayı başarsaydı da, o bunları yapabilseydi” dedi sevgilisi için de. Genel olarak yapılan jestleri bilmiyorum ama benim duyduğuma göre, kız halasını kaybettiğinde Erensu onu her gün arayıp sormuş, kafası dağılsın diye dışarı çıkarmış, yanından bir an bile ayrılmamış ve nerdeyse 15 gündür bu böyle devam ediyormuş. Kendi sevgilisi de 1 kez başın sağolsun demiş ve cenazeye gelmeye bile teşrif etmemiş. “Ben bu adamla mı evlenicem bi de?” dedi kız haklı olarak. O ne be yabani yaratık. 

Arkadaşı yargılayan bir tip olsa da anlayışlı yorumlar yaptı Allahtan yoksa uçan tekme misalii girişiyodum kıza. Hayır kız sana dert anlatıyo, işin içinden çıkmaya çalışıyo, “koyver gitsin” desene, “kalbinin sesini dinle, etikmiş kuralmış, kime ne” desene. Allah Allaaah. 

Sonuç olarak dostlar, adaşımın erkek olmasına üzülmekle beraber yine de yer yüzünde bir Erensu’nun daha var olması beni mutlu etti. Hem bak ne kadar ince zarif bir kişiymiş kendisi. Ay bütün Erensu’lar da böyle caanıııımm 🙂

Yaa hep siz mi genelleme yapıcaksınız adınız için, sıra bende! Neyse, mutlu olsun istedim o kız da, ama bıraksın sevgilisini, yabani çocuk o, sevmedim ben, Erensu iyidir candır :)) 

Haydi bakalıım bugünlük de bu kadar, sağlıcakla kalıın 🙂